Araç kullanırken insanın yüzünde beliren o anlamsız donukluk ve tuhaf kibir hâli, toplu taşımayı tercih edenlerde neredeyse yok gibidir. Zorunlu olmadıkça araç kullanmanın anlamsız bir şekilde insana insanlığı noktasında pek münasip görmeyenler tarafındayım, tabi o tarafta …
Yazar: hasan safyurek
Medeniyet kelimesinin, Bediüzzamanın tabirlerinde ‘mim’siz olarak geçmesi sık sık aklıma geliyor. M harfi olmayan medeniyet. Yani ‘edeniyet’. Hiçbir zaman bizim dünyamız, benim dünyam demedim zaten bu medeniyete, benim olmadı hiç! Hadi yallah felan yere diyenleri duyar …
Demokrasinin ve genel tanımıyla halkın iradesine dayanan Cumhuriyet rejiminin bilinen yeryüzündeki en makul sistemlerden olması, bu sistemin işletilmesinin insanın elinde olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Daha da güzelleri olabilir mi! İnsanın elindeki bu sistemler daha hayat vaadeden kıvamlara …
10 binden fazla çalışanı olan, Yeni Güney Galler’i (New South Wales) ama özellikle Sydney ve civarını bir baştan bir başa dairevi hatlarla kuşatmış bir tren ağından bahsediyorum, Sydney Trenleri. Aslında bir kitap kadar konusu olan …
Bu medeniyeti, hakim olan düzeni sevmediğimi her defasında dile getiriyorum. Ne kadar önemli olmayan şey varsa önemli sınıfına getirmiş. Sen bu düzenin kölesi olmazsan, ne düzene itiraz eden arkadaşların olacaktır, ne düzene …
Onur’un Sabiti, bana ilham olmuştu. Belki binlerce terkedilmiş eşya görmüş, yüzlercesini fotoğraflamış. Ve yine yüzlercesinin ruhlarındaki acıyı duyumsamaya çalışmıştım. Terkedilme, ruha acı bir yük olarak biniyordu. Kapitalizm ve Materyalizmin, azad kabul etmez köleleri, canlı cansız her …
(Yazı, Romeo & Juliet kitabına dair spoiler içerir) Aşk ile yürüyen sırtında dünyayı taşır! Aşksız yürüyen, beden diye bir ceset taşır! – Tapduk Aşkla dair söylenmiş sözlerin çoğu beylik, tecrübeye dayalı, indî düşünceler. Aslında …
Eşya ve insan ilişkisi yazı serisinin bu son kısmı. Bu son yazı fikrinden dolayı ilk iki yazıyı yazmayı tercih ettim. Bundan sonrakiler; Onur’un Sabit olarak devam edecek. Yıl 2015 olacak, Sydney CBD’de dil kursuna gidiyorum. Yani …
“Eski hâl muhal; ya yeni hâl veya izmihlâl…” düşüncesine sıkı sıkıya bağlı olduğum söylenemez. Ama yeni ‘’hâl’’in kabullenilmesi taraftarıyım. Eskiden diyerek başlayan cümlelerin karşı tarafta ne kadar itici olduğunu da biliyoruz. Ama bu durum eskinin ve …
(ey okuyucu! baştan bilmelisin ki, yazı fazlaca uzun,dağınık ve çok fazla hata içeriyor olabilir, hatta biraz da gayri ciddi… bir ‘Cuma’ yazısı ‘klavyeye alındı’, keyfini bozabilir.) Bol ‘Hayır’lı Cumalar! Oğlumu almış, mutadımız olduğu üzre onu …
Mahmur bir vaziyette iş yerine gelmiştim. O gün olağanın dışında yüzlerde bir gerilim nümayandı. Herkes adeta biribirini baştan aşağa süzmeye odaklanmıştı. Çarşamba akşamından kalma ben, mahmurluğumu atacak bir menzil peşindeydim. – ‘Yeşil giyinmemişsiniz’ deyiverdi bir anda …
Melbourne’a yolculuğa niyet ettik. Hemen ifade edeyim, Melbourne şehrinin Melburn gibi sanki Finlandiyadan gurbetçilerin getirdiği marmelat ismiymiş gibi anılması tuhaf. Kullanmıyorum, hiç bir Avustralyalı’dan bu kelimeyi kullanmamızı gerektirecek bir aksan duymadım…çok da komik ayrıca, bir de …
Duymuş olmalısınız; eşya-insan, eşya-varlık, eşya ve hadise.. hatta ‘’eşyanın tabiatı’’ gibi tanım ve mukayeseleri. Tasavvufa konu olmuştur mesela ‘’ eşyanın mahiyeti ‘’. Sosyo-Psikoloji’de de bu ‘ eşya pedagojisi ‘ olarak duyulur. Aslında bu yaklaşımlar, eşya gerçeğini …