Aralık 2009 Melek Hanım telaşla sorar: Abdullah Bey! Kızımız için isim geldi mi? Müjdemi isterim. Arkadaş isimleri birazdan yollayacak. Ama… İçi içine sığmayan Melek Hanım durumu anlamıştı. Tamam söz, sevdiğin yemeği yapacağım. Çaylar, kahveler… Abdullah Bey karısının gözlerinin içine baktı. Zaman ne de hızlı geçmişti. Kendisi bir kitapçıda çalışırken Fizik öğretmeni olan idealist eşiyle tanışmıştı. Aralarındaki gönül, dava, aşk ve ruh birlikteliğini hemen hissetmişler hızlıca da evlenmeye karar vermişlerdi. Şimdi de işte evin üçüncü ortağı geliyordu. Yakınlarda öğrenmişlerdi, …
Blog Posts
Gelirken yol arkadaşıma; Bremen’in belki de dünyanın en güzel yerlerinden birisi olabileceğini, hem de uzun yıllardır telkin etmiştim. Gelir gelmez, bu tespitimin haklılığını kendisinden itiraf olarak duymak veya soru olarak bunu en son sormak en ideali olacaktır diye düşündüm. Gün İlkbahar olmasına rağmen; tam bir sonbahar havasında karşılanmak, mini mini yağmur damlalarının, rahatsız etmemecesine usul usul başlarımızı ıslatmasını, bir hoşâmedi olarak kabul ettik. Karşılama töreni tam da böyle olmalıydı… Hauptbhanhof’daki ayrılığı müteakip yaşadığımız duygusal yıkımı hızlıca atlatıp, şehrin içine doğru …
Yalnızlığın Yazarı: Zhang’ın Sessiz Dünyası Bazen düşünüyorum: bir insanın gerçekten var olup olmadığını nasıl anlarız? Sesini mi duyarız, göz göze mi geliriz, yoksa sadece varlığını hissetmemiz mi yeterlidir? Bazı insanlar vardır ki, yanınızdan geçer ama fark etmezsiniz. Sanki gölgelerle birlikte yürürler. İşte Zhang Ailing, böyle biriydi. Berkeley Üniversitesi’nin geniş kampüsünde, kalabalık öğrencilerin arasında yürüyen o küçük, narin kadını düşünün. Üzerinde sade ama ince zevkli zerafetli elbiseler, belki bir fular, belki de hafif bir pudra kokusu… Onu görenlerin anlattığına göre, bakışlarını …
Yeni rotamız nereden baksanız 4 saate yakın. Almanya’da mesafeler alınırken, ister toplu taşıma isterse hususi arabanız olsun, doğanın, üzerinde taşıdığı isimleri sergilemesi noktasında niyetinizle doğru orantılı olarak seyahatiniz bir tefekkür yolculuğuna dönebiliyor. Hususen, hemen elinizin altında karton bardağında duran simsiyah kahveniz ve yola aşk veren yol arkadaşınız varsa… Arabayı kiralarken; bırakacağım yeri öncesinde kendisiyle mesajlaşarak sözleştiğim arkadaşın yaşadığı yeri dikkate almıştım. Sadece kendisiyle bir teşehhüt miktarı görüşecek, bir Türk pastanesinde buluşacak, yüzlerimizi tazeleyecektik o kadar. Belki bir, bilemedin bir buçuk …
Tuhaftır, Fulda’dan Bremen’e doğru katettiğimiz yolu hatırlamıyorum bile. Halbuki iki kişiydik ve yol arkadaşımla bir hayli de sohbet etmiştik. Ama nafile. Aşıkın maşukuna, meğer ki mecazi fülan dahi olsa kavuşma uğruna katettiği yollar demek böyle silinip gidiyor akıldan. Ya aşkın hakikisinde bu durum nasıl olmalıydı! Sadece bir vasıta olan ‘yollar’da takılıp kalmak aşık için akıl kârı mıydı ki! ‘Yol hatırasız’ ulaştık Bremen’e… ondan bahseden ilk tabelayı görür görmez yol arkadaşım heyecan yaptı. Sonra sıklaştı bildiri tabelaları. Vardığımızda tam da tahmin …
İnsanlık tarihinde, bir mili dört dakikanın altında koşan bir kadın hiç olmadı. Atletizm dünyası, bu eşi görülmemiş sınırı uzun süredir kadınlar için “imkânsız” kabul ediyordu. Uzmanlar, kadınların ortalama koşu hızının erkeklerden %10 daha yavaş olduğunu ve mevcut ilerleme trendine göre, bu hedefe ancak 2065’ten önce ulaşılabileceğini öngörüyordu. Ancak Kenyalı uzun mesafe efsanesi Faith Kipyegon, bu sınırı zorlayarak yalnızca bir atlet değil, insan azminin sembolü haline geldi. 26 Haziran 2025’te Paris’teki “Breaking 4” denemesinde hedeflediği sonucu elde edemedi, ama azmi ve …
Munich’ten çıkmak bir ferahlık sebebi gibi oldu. Kendisini Bremen’den tanıdığım gönüllü işler sultanlığında hizmet veren İ. Beye daha önce geleceğimi ve kendisini hiç olmazsa birkaç saatlik dahi olsun görmek istediğimi belirtmiştim. Meşgul olmasına rağmen, hayrettir ki hayır demedi. Nuremberg şehri, tarihi ve kalesiyle ve Türklerin göçüp ilk yerleştiği yer şeklinde hep aklımda yer almış. Çok şahit olmuşsunuzdur, asimilasyonla entregreyi birbirine karıştırmış asimile olduğunu bilmeden entegre olamayışıyla övünen Türklere. 55 senedir buradayım şükür tek kelime gavurların Almancasını öğrenmedim Durum böyle olunca, …
Her gelişimde tarifsiz dinginlik hissettiğim orta Avrupa şehri. Fulda’yı, buraya gelen T. Beyle tanıma-duyma fırsatım oldu. Fulda’ya bu üçüncü gelişim. Dolayısıyla T. Beyi de Almanya’da bu üçüncü ziyaretim. T. Beyle 2008 yılından beri tanışırız, Türkmenistan’dan elbet. Kendisi tam teşekkül bir eğitimci. Öyle kelimenin genel geçer tanımıyla değil, ‘eğitimci’ kelimesinin hem eğitim hem pedagoji, hem rehberlik, hem strateji, hem takip, hem yenilik, hem sistemli çalışma, hem diğerkamlık, hem şefkat, hem sevilme, hem de sevme yönleriyle tam içini dolduran, nev’i şahsına münhasır …
Kırsal kesimden büyük şehirlere göç eden kızlar, anne babalarının yaşadığı dünyadan tamamen farklı bir hayata adım atarlar. Yeni bir eğitim, yeni bir kariyer ve bambaşka bir sosyal çevreyle tanışan bu kızlar, yükseldikçe, anneleriyle aralarındaki mesafenin açıldığını hissederler. Bu mesafe sadece coğrafi değil, aynı zamanda yaşam deneyimleri, beklentiler ve değerler dünyasındadır. Ancak, anne ve kızın birlikte çıktığı bir seyahat, bu açılan mesafeyi kapatan, hatta ortadan kaldıran sihirli bir köprü olabilir. Bu yolculuklar, kızlara annelerini “memlekette sadece sıkı çalışmayı bilen kadın” kimliğinin …
Viyana Hauptbahnof’undan sabah saatlerinde hareket ettik. Öyle sinir bozucu bir dakiklik mevzubahis ki, beni yolculamaya gelen K. Beyle vedalaşmaya, inip şöyle elini yüzünü öpmeye vaktimiz olmadı. Karşılıklı şaşkın bakışmalar arasında trenimiz hareket etti. Neyse ki tren garından aldığım kahvenin kafeini bana teselli oldu. Dedim ‘kader’ muhakkak buna bir mana yükledi. O biliyor ama henüz biz bilmiyoruz. Modernize edilmiş trene bindik. Önceki anlattığım hikayelerde yaşadığım yalancı aile krizi tekrar yaşanmasın diye yol arkadaşımla birlikte önceden yer numaraları satın alınmış koltuklarımıza kurulduk. …
İlk durağım Viyana. Karşılayan kişi benim 33 yıllık hem Üniversite hem de yol arkadaşım. Viyana’daki tek işim ziyaretti. Her zaman kabul ettiğim ‘el mekân bil mekîn’ kuralından dolayı Viyana’yı nezdimde tek güzel kılan şey orada yaşayan dostlarımdı. Yoksa tarihi varmış, Osmanlı gelmiş dayanmış, Tuna’sı akarmış, ekonomisi çağlarmış pek de umurumda değil! Yanında kendini iyi hissettiğin ya canlı ya da üzerinde hatıralarını biriktirdiğin cansız şeyler olmalı. Üzerine bir zamanlar saflıkla bastığın kaldırım taşları dahi bazen modernite sevdalısı canlılardan daha kıymetli oluyor. …
Vefa öyle iksirdir ki kilometrelerce tepedeki bulutun içine saklı reşhaları alır toprağın bağrındaki muhtaç tohumun sinesiyle buluşturur. Her ne kadar buna natürel seleksiyonun icabı olarak bakan olsa da, kainata ve kainatın gözbebeği dünyaya da bir şiirin ahengi veya kafiyesi gibi bakanlar buna hiç de tek düze böylesi soğuk bakış açısıyla bakamaz. Madem ki; insana hatta hayvana dahi kuvveler (lügate bakın lütfen) yüklenmiş, duygularla donatılmış, bitkiler dahi bundan nasiptardır (payını alır). Öyleyse kâinatın işleyişinde dahi bunlar vardır. İki sevgilinin tren …
2025 yılının 17 Mayıs’ında, Çin sahnesinin sevilen yüzlerinden Zhu Yuanyuan 朱媛媛, 51 yaşında aramızdan ayrıldı. Kanserle beş yıla yakın süren cesur mücadelesi, ancak eşi Xin Baiqing’in vefat ilanını yayınlamasıyla gün yüzüne çıktı. Bu haber, bizlere yıllarca unutulmaz karakterler sunan bu eşsiz yeteneğin ardında bıraktığı boşluğu acı bir şekilde hatırlattı. Zhu Yuanyuan’ın canlandırdığı her karakter, adeta bir yaşam dersiydi. “Fesat Zhang Damin’in Mutlu Hayatı”ndaki Li Yunfang ile başlayarak, “Dokuz Annenin Evi”nin Chu Qifeng’ine, “Sekiz Kardeş”in Fangfang’ına kadar uzanan bu yolculukta, o …












