Bir ala geyik peşinde,
Kaf dağlarında,
Taklamakan çöllerinde,
Tuna kıyılarında,
Kepez’de,
Çankaya yokuşunda balam;
Düşlerimde, gülüşlerimde ve,
Yitirdiğim dünyaların coğrafyalarında.
Bir Bozdoğan türküsü dudaklarımda,
“Al mendilim sende kalsın, sil yaşını…of”
Ayrılmak mı hey can
Terk edilmişlik mi daha zor?
Bu bozgun ağıtım mı,
Diriliş türküm müdür benim?
Yatağına küsen ırmaklar,
Sararan yapraklar, kuruyan topraklar,
Toz, asfalt ve beton yığınlarında;
Seni anarım hep, ey gülbister.
Çatlayan dudaklarımda hep sen, yine sen.
Sen ötelerde bensiz,
Ben kalabalıklarda kimsesiz.
Üç vakit yedi sefer kırk bir defa,
Gökçen çehren düşümde, çaresiz.
İçimin sesi de olmasa ölürüm yalnızlıktan.
Kaç turnalar uçup gitti bu semadan,
Kaç güneşler battı?
Ağlar, Yakup ağlar,
Balık karnında bir Yunus..
Kaç kere kaybettin beni Nâzım, kaç kere buldun?
Anam ak sütüm, tuz ekmeğin hakkına,
Gün ola harman ola diyen yüreklere;
“Söz, düşsek de uzakların yoluna…of”
Öleceğiz doğduğumuz toprakta…of”