Hakikatin Hayalleri – Elvan Safyürek

Hayaller ve hakikat bir araya gelmeyince ne yaparız? Hayallerin belki de tek püf noktası da budur. Hayallerimizi gerçekleştirmeyi engelleyen tek şey zaaflarımız olmasa gerek, Hakikatlarımızın hayallerimizle benzeş olmamasıdır belki de. Var olduğunu zannettiğimiz pencerelerin pencere olmaması, leş gibi fosfat kokulu bir kapı olmasıdır sorun. O kapıya yanaşamayız ki kıralım. 

Kapı için doğru anahtarı aramak keşif için ilk sorundur. Bazıları hayallerini farklı gerçekliğe saptırır. Para, mal mülkte arar anahtarını. Bazıları izlemekte, etraftakileri incelemekte, bazılarımız da aşkta ve sevdiklerimizde ararız anahtarımız. Çoğumuz ümitsizliğe kapılırız. Her fosfat kokulu kapı aynı olsa da kilitleri dünyalarca ayrıdır. 

Blüten-Öl-auf-Leinwand-gerahmt-70-x-70-cm-2019-©VG-Bild-Kunst-S_Thatje-Körber

Çoğu insan anahtarını dinleyerek bulmuştur. Kuşlar, ağaçları sarsan rüzgar ve doğa gibi huzurlu şeyleri dinlemek sessizliği daha baskın yapar. Dinleyerek anahtarları arayan insanlar huzur, ve coşkunun farkına varırlar. Belki de tek sır dinlemektir. Bu insanlar için sadece etraftaki sesler dinlemek yeterli değil elbette, içteki sesi de dinlemeleri icab eder. Kapıya yanaşmadan önce sınırsız pencerelerini keşfederler. Pencereler sayısızdır adeta. 

Momo karşısındakileri, aptal insanların bile aklına parlak düşünceler getirecek şekilde dinlerdi. Bunun için karşı tarafı düşünmeye iten bazı şeyler söylüyor ya da zekice sorular soruyor da değildi; aksine yalnızca sessizce oturur ve anlatılanları pür dikkat dinlerdi.” (s. 20)

Var olduğunu zannettiğimiz pencerelerin pencere olmaması, leş gibi fosfat kokulu bir kapı olmasıdır sorun. O kapıya yanaşamayız ki kıralım

Belki dinlemek yeterli değil konuşmakta gerekirdi. Konuşamayanlar adına konuşmak. Tutkulu, koşarcasına konuşmak. Konuşmaktan nefessiz kalıp da tekrar vazgeçmeyip konuşmak. Bu da çoğumuz için yalnızlığın ezgisidir. Kendimizle konuşuruz, hayvanlarla, çiçeklerle… ve bu da bastıran yalnızlık duygusunu daraltır. Yalnızlığın tadını keşfetmeye korkanlara bir tesellidir. 

Son bir keşif daha vardır anahtarını arayan. Dinlemez de konuşmaz da. Bu keşif kapısını daha bulamamıştır. Kapısını aramayıp da vazgeçenlerdendir. O asfalt kokusundan ürkerek kaçan, ürkerek pencereye dalan keşif de kendisini bir idealist olarak tanıtır. Evet, idealistimizin parlak ve ender fikirleri vardır. Minik penceresinden bütün dünyayı gözlemler. Herkesin halinin farkına varır, sorunlara çözümler bulur. Ama bu keşif penceresinden bakmaktan başka şey yapmaz. Ne anahtar arar ne de başka bir yol. Düşünmekten de kendini harab eder. 

Hangi keşfimiz doğru anahtarı bulmuştur bilemeyiz. Bir tek seçtikleri farklı yolları gözlemleyebiliriz. Hüzün dolu bu oda da keşfimizin kendi kalbi, kendi düşünceleridir. Doğru anahtarı bulabileceğimiz fikri ödümüzü koparır aslında. Çünkü kapının dışı erişebildiğimizin de uzağındadır. Kapının arkası renksiz bir soru işareti, melodisiz bir çalgı, ve seviyesiz bir ağırlıktır. Ama bir o kadar da özlemsiz bir aşk, bir fısıltıdır da…

Images by © https://sabine-thatje-koerber.de/

Leave a reply:

Your email address will not be published.

Site Footer