İki Bin Yirmi Altı Dünya Kupasıymış, Spormuş, Popülariteymiş, Ahlakmış Fülan (4) – hasan Safyürek

Atatürk’e atfedilen ‘Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim’ sözünü duymayanınız olmamıştır. Sporcu kelimesi; 21. Yüzyıla kadar herhalde, üstte ifade edilen özellikleri daha çok taşıyor gibiydi. Bir sporcu centilmen olduğunda, oynanan oyunda ‘fair play’ görüldüğünde bu, dünyada olumlu bir dalga etkisi yapıyordu.

2014 yılında, Werder Bremen’li oyuncu Aaron Hunt, Nürnberg takımı aleyhine kazanılan bir penaltıda gider hakeme itiraz eder bunun üzerine hakem Manuel Gräfe kararını iptal eder, bu bütün dünyada duyulur. Bunun gibi tek tük ‘fair play’lik olaylar daha olur futbolda. Neden futbol? Çünkü dünyada resmi istatistiklere göre 3.5 milyar muhatap kitlesi var. Bir zamanlar Pele, Beckenbauer, Dasaev, Platini, Rummenigge, Metin Oktay, Lothar Matthäus, Gary Lineker, Lefter Küçükandonyadis ve daha bir hayli futbol oyuncusu insanlara futbol becerilerinin yanında insani duruş dersleri de veriyorlardı. Öne çıkan özellikleri insanları futbolu sevdirmenin yanında daha ahlaksız kılmıyordu.

Modern Futbol İngiltere tarafından yazılmıştır, yıl 1863. O zamanla 2026 futbol kurallarını mukayese ettiğinizde değişikliklerin neredeyse tamamı futbolun ahlaksızlaşan kısımlarını tadil etmekle ilgili olduğu görülecektir. Yani futbolda kural adına her ne değişen varsa bu değişen insan ahlakı (ahlaksızlığıyla) ilgili. VAR (Video Assistant Referee), 5 saniye kuralları, tedavinin dışarıda devam edilmesi, kale atışı, penaltı ve çizgide durma, topa verici koyma, hakeme kamera ve komuta odasıyla iletişim için alıcı verici yerleştirme, izleme teknolojileri, 3D sanal maketlendirme, gol çizgisi teknolojisi, hakemi hatasız kılma adına bütün imkanları seferber etme gibi bana göre oyunu abuk subuk kılan bir hayli tedbir hem uygulanıyor hem de FİFA tarafından yeni gelişmeler sırada bekletiliyor.

2026 Dünya Kupası artık bu üstte sayılan endişelerin tamamının ayyuka çıktığı ve alenen de izlendiği bir ‘dünya futbol sahnesi’ olarak kabul edilebilir. Bu dünya kupasının mide bulandıran kararlarının yanında, eski samimi ve hatalarıyla kabul edilebilir futbolu hatırlatmaktan çok uzak şaibeli bir organizasyon olduğu söylentileri tüm dünyada konuşuldu duruldu. Ya her şeyi geçin, ‘hakkın gücün emrinde olduğu’nu gösteren bir olay yaşandı mesela: Buna göre Trump, FIFA Başkanı Gianni Infantino’yu arayıp ABD’li oyuncu Folarin Balogun’un kırmızı kart cezasının gözden geçirilmesini ister ve FIFA cezanın askıya alındığını açıklar. Ve oyuncu hiçbir şey olmamış gibi bir sonraki oyunda kös kös dünyanın gözü önünde maça çıkar ve oynar. Tam bir ahlaksızlık. Sebebini hepimiz biliyoruz aslında…!

Organizasyonun tamamında futbolcuların egoları hep ön plandaydı. Türkiye milli takımının, Çanakkale’ye askerini yollayan aynı ülkenin nümayişinden daha büyük bir gösteriyle kupaya yollanması; tamamının ‘ne ki bunlar, biz dev adamlarız, çiğner geçeriz topunu’ edasıyla maça çıkmaları demeç vermeleri sonunda hüsrana uğradıklarında hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam etmeleri; ne tuhaf değil mi? 3. Köprünün bir tarafı trafiğe kapatılır, yüzlerce cillop gibi TOGG’lar ve bilmem kaç bin konvoyluk araç/insan eşlik eder… sonra sonuncu olarak geri gelir, demeçler verilir ‘bir sonrakinde görün bizi hele hele!’ Ahlaksızlık! Bu kimin umurunda ki, ‘no one’

Eski dilde sâri illet denilen hastalıklar gibi dünyayı saran adaletsizlikler, yalanlar, tuhaf tuhaf insan modellerinin türemesi o kadar normal kabul ediliyor ki; futbol gibi bir alanda olunca da sırıtmıyor bunlar, çünkü süt-maya ilişkisi. Futboldakilere bazı örnekler:

  • Verilen her faul kararında faul yapanın büyük bir şok geçirmesi, verilen kararın adaletsiz olduğunu belirten hezeyan geçiriyormuş gibi hareketler yapması,
  • Faul yapılan oyuncunun, acıyla yerdeki kıvranması, fazladan üç beş takla daha atması,yüz ifadesine bakınca sanki doğum yapan bir kadından daha fazla acı çekiyormuş gibi inlemesi; istediği kararın çıkması karşısında sanki o acıyı hiç yaşamamış gibi oyuna kaldığı yerden devam etmesi; ve bunun tüm dünyada normal kabul edilmesi,
  • Kendini atmanın, hakemi aldatmanın alelade, oyunun bir parçası olması, kabul edilmesi,
  • Maç sonrası açıklamalarında yalan konuşmanın normal kabul edilmesi,
  • Bir karar verildiğinde takım oyuncularının tamamının şok olması, kararın iptalinde diğer takımdakilerin aynı şeyleri yaşaması,
  • Aldatmanın, kurgunun, yalanın, algının, spekülatif hareketlerin tamamının oyunun bir parçası kabul edilmesi,
  • Hakemin ‘hatasız oyun yönetme’ aptallık önermesinin doğal kabul edilmesi,
  • Dünyanın gözü önünde prestijli takım ve oyuncularının belki, bahis ve karteller adına sürekli kayrılması; hakemlerin korkak davranması,
  • Ürün reklamlarının oynanan oyundan daha önemli hale gelmesi ve oyundan daha uzun süre izletilmesi, ve bunun dezenformasyonunun hiç sorgulanmaması,
  • Sporun özünde sağlık olması, ama verilen reklamlardaki ürünlerin sağlıksız olması,
  • Bir takımın elenmesi karşısında, maç sonunda kucaktaki 4-5 yaşlarındaki çocuğun hüzne boğulması ve tanımlayamadığı bir mağlubiyet travması yaşaması kimsenin bunu görememesi, sorun etmemesi,
  • Bazı ülke takımlarının ve bir ülke hakeminin ülke sınırlarında, pasaport kontrollerinde ayrımcılığa uğraması, vize sorunu yaşamaları ve fakat dünyanın bunları tepkisiz seyretmesi;
  • Bir gol atılması karşısında, eskiden savaşlarda ülkesini kurtardığını düşünen bir galip savaşçının sevincinden daha çok sevinç duyup, maç sonunda takımın yenilmesi karşısında sanki böylesi bir sevinç olmamış gibi hayatlarına devam etmeleri.
  • Spor üzerinde kara bulut gibi duran bahis şirketlerinin aleni tüm dünyada reklam yapmaları, neden sonra bir şekilde sporla profesyonel ilgili olanların bahislerle ilişkilerinin ortaya çıkması; kimsenin bahisle ilgili özellikle gençlerin çocukların hatta bu uğurda servetini veya sermayesini kaybetme ihtimali olan yetişkin bireylerin bundan olumsuz etkileneceğini düşünmek istemeyişi, bunun basbayağı ‘kumar’ olduğunu itiraf edilmemesi.
  • Futbolcuların, sanki dünyanın entelektüel insan tipini sergiliyormuş gibi itibar görmeleri, kibirlerinin, alımlı çalımlı üsttenbenci hareketlerinin normal karşılanması…

Bu liste uzar gider. Bana göre dünya sadece futbolla bakan yönüyle dahi psikolojik anlamda tahribata uğramaktadır. Bırakın sadece futbola ilgili gençleri, milyar insanın dahi kendine idol olarak sadece topu çevirme becerisi olan ama insanlığa gram faydası olmayan tiplerin öne çıkıyor olması dahi dünyanın mevcut hali için üzücü bir tablodur.

Hele hele bir de futbolcunun Müslüman olması felan karşısında, Müslüman Aleminin! duyduğu onur ve ümit tam bir ayrı yazı konusu. Bana göre bir balon bu! Ama şimdilik balon şiştikçe şişiyor. Bir gün patlayacak… Aklımda, yazmayı düşünüyorum!

Bu arada kupayı İspanya aldı… herkes bu başarıyı kendi faydasına, inancına, dünya görüşüne yonttu. Tam bir aptallık!

Özellikle ilkokul düzeyi çocukların, popüler kültürün bu en düzeysiz düzeyinden nasıl etkilendiklerini de yorumsuz resimlerle paylaşacağım. Yeni dünya klasikleri, yeni dünya düzeni bu, yenisi gelinceye kadar bununla idare edin gayri!

81-Smh18-Gnn-L images-5 81-Yj7b-h-RZL-UF1000-1000-QL80 images-4

kaynak/source: Amazon

Yazı Kapak :  SBS

Leave a reply:

Your email address will not be published.

Site Footer