NUSAYRİ ALEVİLİK – 1 – hasan safyürek

NUSAYRİ ALEVİLİK – 1

 

KİTAP ADI : Nusayri Alevilik  (tarih-inanç-kimlik)

YAZAR : İnan KESER

 

Değerlendirmesini yapacağım ve bu fırsattan istifade kendi fikirlerimi de paylaşmak istediğim kitabımızın adı ‘’ Nusayri Alevilik ‘’. Çoğu alevi yazar – araştırmacı – akademisyen ve hatta kendini bu konularda uzman kabul edenlerin çoğunlukla büyük bir cahillikten olacak ki Bektaşilik ve Anadolu Aleviliği ile aynı torbaya koyup değerlendirmeye çalıştığı ama neredeyse tamamen bilinen klasik ve yaygın Anadolu Aleviliğinden ayrılan tarafıyla ‘’ Nusayrilik ‘’…  Bunu sadece yıllar süren amatör okumalarımdan değil, babam tarafından aidiyetim olması yönüyle de kolaylıkla söylüyorum. Bazı tanımlamalar ve ortak sevilen ‘’isimlerin’’ dışında Nusayrilik birçok Alevi tariklerinden hem de kalın hatlarla ayrılır. Yazının başlığı aslında sadece ” Nusayrilik ” olmalıydı, fakat yazımızın temel amacı bir kitabın tanıtım ve tahlilinden ibaret olduğu için başlık da kitabın isminden alındı, yoksa Nusayrilerin tarihte ne kadar kendilerine Alevi dedikleri, veya Nusayri Alevi dedikleri biraz şüpheli, ayrıca bir tartışma konusu.

Hemen başında belirtmek lazım; Nusayrilik, ezoterik olmasının yanında Bâtini ögelerin de mezhebin/yolun tamamına sindiği bir yoldur. Batinilik, Zahirilik ve hatta Sembolizm/Hurufilik adına hiç bilgimiz yoksa hakkında fikir sahibi olamayacağımız bir alan Nusayrilik. Nusayrilik ve öğretisi, ve Nusayri insan prototipi, son 50 – 100 yıla fokuslanarak anlaşılabilecek ve çözümlenebilecek gibi değil. Sünnilikte ki sorunun aynısını burada da görmek mümkün, Sünni Müslümanlığı günümüzde Anadolu şartlarında bunu temsil ettiğini düşünenlere bakarak anlamak ne kadar mümkünse Nusayriliği  de şimdiki taraftarlarından anlamak o kadar mümkün. Onun için çok okuma ve gözlem, üzerinde fikir imal etme, bol bol tartışma ve hatta yazma Nusayriliği anlama yollarından en önemlileri olarak sayılabilir.

Kitapta yer yer, beni hiç şaşırtmayan, yazarın radikal ve bilimsel olmayan çıkışlarına da çoğunlukla rastlamadım değil, bunu 21. Yüzyılın mezhep, din, temsilcilerinin hayata tutunma ve etrafındakileri de motive etme adına bir gayretleri olarak görüyorum, ama bu tespitlerin bilim dışı olduğunu, bazı tespitlerin ‘’kitabî‘’ olmadığı gerçeğini ortadan kaldırmaz. Yazımın yazılma sebebi ‘’ kitap değerlendirmesi – analizi ‘’ olduğu için, sıkma yerine kitaptan alıntılarla devam edelim. İyi okumalar dilerim.

 

‘’ nusayri alevilik ‘’

 

Kitabımız Adana’da basılmış, son baskısı 2016 yılına ait, yazarın kapak mizanpajında tamamı küçük harflerle ‘’ nusayri alevilik ‘’ başlığını tercih etmesi çok hoşuma gitti, bilen bilir Nusayriler ekseriyetle mütevazidir, ve Nusayrilik yolu da dikkatleri üzerine çekmeyi asla düşünmeyen, sırlı bir yoldur. Bana başlık bunu hatırlattı, gizlilik ve az bilinme… yazar İnan Keser beyefendi Dicle üniversitesi Sosyoloji ‘de bir bilim insanı.  Nusayrilik üzerine sosyoloji tezi olan, kendisi de ihtimal Nusayri olan, yazan, okuyan ve hayata sosyal olumlu katkılar sağlayan değerli birisi. Kitabın tamamı 167 sayfa, fakat; yeni basılan kitapları bulunduğum ülkeye senede birkaç defa getirtmeye çalışan birisi olarak söylüyorum, yazı font büyüklüğü ve bir sayfada alttan üstten yanlardan bırakılan boşlukların standardını bilerek ve göz estetiğini de hesaba katarak demeliyim ki, maalesef kitabın tamamı en fazla 50-75 sayfa tutacak hacme sahip.  Ama nedendir bilinmez kitabın hacmi verilen gereksiz boşluk ve iri iri yazı fontlarıyla şişirilmiş, 167 sayfa olmuş.

yazar İnan Keser beyefendi Dicle üniversitesi Sosyoloji ‘de bir bilim insanı.  Nusayrilik üzerine sosyoloji tezi olan, kendisi de ihtimal Nusayri olan, yazan, okuyan ve hayata sosyal olumlu katkılar sağlayan değerli birisi.

Kitap ergonomik, kapak sert değil, sayfalar üzerinde not almaya çok elverişli, kapak tasarımı fazlasıyla klasik ve Hz. Ali’nin isminin iri iri arapça yazılışı, kulağa belki hoş gelmeyecek ama her yerde rahatlıkla açamayacağınız bir kapak tasarımı haline getirmiş kitabı.

Fikir edinebilme, bir başlangıç olarak bu yolun olmazsa olmazlarını anlama, aşağı yukarı eskilere ait bir Nusayri ve Nusayrilik prototipi canlandırma adına akıllıca yazılmış bir kitap. Kitap belli başlı şu ana başlıklardan oluşuyor :

  • Tarih
  • İnanç
  • Din Amcalığı
  • Teolojik Esaslar
  • Kutsal Metinler
  • Evvel / Başlangıç
  • İbadetler
  • İnançsal Mekânlar : Ziyaretler
  • Dini Görevliler
  • Mezhepler
  • Sonuç değerlendirme
  • Kaynakça

belli yönleriyle bin yıldan fazla tarihi olan bir inanç yolunu 100 sayfada tatmin edici şekilde anlamak mümkün görünmüyor.

Hem sırlı hem de gizlilik esasının inancın neredeyse her tarafına serpiştirilmiş bir yolu anlamak için ya o yoldan olup meraklı ve zeki olmanız, veya o yolun talibi olmanız veya geçmişe dönüp bir Nusayri bireyle buluşmanız gerekiyor, başka şansınız yok gibi. Bunun böyle olmasının birçok sebebi var elbet, yazmaya çalışacağım.

 

Notlarım ve Kitabımız :

Yazar bilinen Aleviliğin ilk tarihteki ilk temsilcisinin Nusayrilik olduğunu iddia ediyor, haliyle, bunu iddia etmeyen Alevi grup yok zaten. Abartı bildiğim ve duyduğum bütün grupların bir baş belası, ve kendilerinin çözümlenmesindeki en büyük zorluk olarak karşımıza çıkıyor, olaylara destansı bir şekilde abartarak anlatmak. Bunun çok ciddi problemler oluşturduğunu kabul etmemiz gerekiyor. 21. Yüzyıl bilimsellik ve akılcılığının önündeki en büyük engellerden, vicdana da ters. Yazar kitabında tartışmaya bile açmadığı şu alıntı var :

‘’ Farklı tarihsel ve sosyal uğraklarda ortaya çıkan Safevilik/Kızılbaşlık, Bektaşilik, Kakailik ve Ehl-i Hak gibi birçok akımı/tarikatı kapsayan Aleviliğin tartışmasız, tarihteki en eski sistemli formu, dolayısıyla il temsilcisi Nusayrilikti. ‘’ syf. 10

Siz tartışmasız derseniz, sizinle ne konuşulabilir ki… hiç.

Nusayriliğin başlangıcıyla devam edelim :

Evet Nusayriliğe göre karizmatik figürlerinden en başta geleni İbn-i Nusayr ve Ali Askeri ve sonradan ismi çokça geçecek olan asıl şu anki formatında söz sahibi diyebileceğimiz Hüseyin b. Hamdan el-Hasibi’dir… burada farketmişsinizdir, Şii’likle Nusayriliğe aynı potada anma çabası var, ama maalesef kitabi değil bu. Arapça’da ‘’ Eyne serra ve Eyne mine Süreyya ‘’ diye bir tabir vardır, işte onun gibi. Kurucusu ise alışılmışın dışında çok da bilinmeyen bir isim Ali b. Muhammed El Hadi olarak geçmiştir. Evet burada çok açık bir konu var, Nusayriler Arap kökenlidir ve bu yol Arap olmayanlar için kapalı bir yoldur, bir Nusayri Arap ırkına mensup olmak zorundadır, sonradan evrilme söz konusu değildir. Baba ve Anne unsurunun ne kadar etkili olduğu daha sonra ele alınacaktır.

Evet Nusayriliğe göre karizmatik figürlerinden en başta geleni İbn-i Nusayr ve Ali Askeri ve sonradan ismi çokça geçecek olan asıl şu anki formatında söz sahibi diyebileceğimiz Hüseyin b. Hamdan el-Hasibi’dir

Her yolun ve düşünce akımlarının hatta bütün hak (veya batıl) mezheplerin kendine göre bir duruşu, kuralları, hatta gizleri/gizemleri, sırları hatta bütün bilgi teknolojilerinin delirtici transfer hızlarına ve birşeyin artık yüzyılımızda gizli kalmama gibi bir prensibine rağmen gizli kalmasını istedikleri başkalarının da buna saygılı olmasını istedikleri öğretileri olabilir. Bu fikir yıkıcı olmadığı sürece bence dikkate alınması gereken bir olgu. Bu yazıda da buna dikkat edilecektir, babamdan tevarüsle ve Kader’in sevkiyle bana uygun görülen atalarımın fikir dünyalarını ve tercihlerini neden hırpalayayım ki, popülist davranmaya gerek yok bence. Merak eden için yollar ve kanallar açık… eleştiri de.

Devam edecek gibiyiz…

Leave a reply:

Your email address will not be published.

Site Footer